27 Eylül 2021 tarihindeki Dünya gazetesindeki haberle birlikte öğrendiğimiz 4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununda değişiklik yapılacağına ilişkin taslak çalışma hakkındaki hukuki görüşlerimiz.
4562 Sayılı Kanunda değişiklik yapılmasına dair taslak çalışmayı incelediğimizde, çok sınırlı bazı düzenlemeler hariç, genel itibari ile kanunun temeli ve yapısını değiştirmek suretiyle mevcut yapıyı bozan düzenlemeler olduğunu söylemek gerekir. Her ne kadar kanunun genel gerekçesinde; “7033 Sayılı Kanunla getirilen değişikliklerin sorun yaratması ve sanayici talepleri de gözetilerek bu taslak çalışmasının yapıldığına” dayanılmış ise de bu açıklamaların, somut durum gözetildiğinde, pek de gerçekçi olmadığı, aslında çok daha farklı amaca hizmet etmek adına bu düzenlemelerin yapıldığı hukuki görüşündeyiz.
Bu çerçevede olmak üzere, taslak ile ilgili genel bir hukuki değerlendirme yapacak olur isek şunları söylemek mümkündür:
Öncelikle, bu şekilde sık yapılan mevzuat değişikliklerinin, OSB’lere ve OSB’lerdeki sanayici-katılımcılara yarardan ziyade zarar getirdiğini söylemek gerekir. Zira, güncel ihtiyaç ve taleplerin zaten içtihatlarla doldurulacağı gerçeğinden hareketle, genel ve kamusal bir yarardan ziyade, paryatif güncel taleplerle sıkça yapılan değişiklikler, OSB yönetimlerinde uygulamada tereddütler yaratıp, çözüm üretmekten uzaklaştırması biryana, yargıda da benzer nedenle içtihat oluşmasının önüne geçmektedir. Bu nedenle de, uygulamada bazı sorunlar yaşansa da, hukukun temel ilklerini bilen ve bunlara saygılı uygulamalarla her tür sorununun aşılabilme imkanı vardır. Aksi takdirde, en güzel yasaların dahi bir işe yaramayacağını bilmek gerekir. Dolayısıyla sık sık mevzuatta değişiklik yapmak yerine, bu temelde bir bakışın yerleşmesine katkı sunmanın OSB’ler, sanayici ve ülke ekonomisine çok daha yarar sağlayacağı hukuki görüşündeyiz.
Nitekim mevzuatta bugüne kadar mevcut aksaklıkların, hukukun genel ve temel ilkleri çerçevesinde, içtihatlarla zaten doldurulduğu, Yargıtay ve Danıştay içtihatları ile OSB’lerdeki uygulamaların şekillenip bu yöndeki bir bilinç ve uygulamaların yerleştiği de bir gerçektir. Yaklaşık 20 yıllık geçmişse sahip olan 4562 Sayılı Kanunu da zaten, asıl olarak bu içtihatlar temelinde bir kimlik ve netlik kazanıp uygulamadaki tereddütleri ortadan kaldırmıştır.
Bu temelde de taslak metne baktığımızda; mevzuatta sıkça yapılan değişikliklerden biri olmanın tüm sorun ve sıkıntılarını barındırması bir yana, özellikle mevcut yapıyı tamamen değiştirdiği, bunun ise, mevcut içtihatları, uygulamaları, hukuki birikimi çöpe atılır hale getireceği, bu yönüyle (bazı olumlu maddeleri saymazsak) OSB’ler ve sanayicilere yarar yerine zarar vereceği, OSB’lerin iç dinamiklerini yok edeceği hukuki görüşündeyiz.
Hatta bundan ötesi bakanlığın; (sanayiciler kendini kendisini yönetemez ve gerekli denetimi de yapamaz mantığından hareketle olsa gerek) OSB’lere denetici atayıp, yöneticileri dilediğinde görevden alması, “genel kurul” adlı temel organın görünüşte olmasa da gerçekte, işlev olarak yok edilmesi, sanayiciler yerine mülki amirlerin idaresine bırakılan bir yapıya dönüştürülmesi, OSB kuruluşlarına gerçek şahısların da girebilecek hale getirilmesi (bu kişilerin kim olduğuna bakanlığın karar verecek olması da dikkate alındığında) vb gibi değişikliklerin, bu taslakta belirtilen genel gerekçeleri sağlamaktan çok uzak, bunlarla hiç bir ilgisi olmayan ve son derece zararlı olabilecek taslak düzenlemeler olduğu açıkça görülmektedir.
Bu nedenle de taslak ile genel gerekçelere hukuken katılmak mümkün olmayıp, kanunun temel yapısını tamamen değiştirmek yerine, kiralama ve İhtisas OSB’ler ile ilgili değişikliklerde olduğu gibi, somut ihtiyaca cevap veren eklemeleri yapmakla yetinmenin, hem mevzuatın bütünlüğünü bozmamış olmak hem de, yerleşmiş içtihatların OSB’lere ışık tutmasına devam etmesini sağlamış olmak adına çok daha yararlı olacağı hukuki görüşündeyiz.
Kaldı ki kanunun bütünlüğü ve yerleşik içtihatları dikkate alınmadan, konular üzerinde yeterince tartışıp değerlendirmeler yapmadan, sadece madde bazında yapılan bu tür değişikliklerin, tıpkı bundan önce yapılanlar gibi, bir süre sonra her zaman için yeni değişiklikleri zorunlu kılacağı da bir gerçektir. Örneğin daha önce, Kanunun 15. ve Geçici 15.maddesi ile getirilen, “tahsis bedellerinin tespitine” dair hükümlerin somut durumla çelişmesi gözetilerek şimdi değiştiriliyor olmasındaki gibi.
Taslakta yer alan ve önemli bulduğumuz bazı mevcut kanun değişikliklerine madde bazında değinecek olur isek:
a) Mevcut kanunun 4.maddesine dair taslak düzenleme:
Taslakta bulunan “Üst ölçekli imar planlarında sanayi alanı olarak belirlenmiş yerlerin yer seçim yönetmeliğinde yazılı usullere tabi olmadan, plan onayan makamın oluru ile OSB alanı olarak belirlenmesine”dair düzenleme, uygulamada bu konudaki yersiz bazı formalitelerden arınmış, pratik bir çözüm olması açısından oldukça yararlı olacaktır.
“OSB sınırları dahilinde olmasa dahi, bazı bağlantı hatları, yollar ve teknik altyapı ihtiyacı için zorunlu olan OSB dışındaki alanların da OSB alanına dahil edileceğine” ilişkin düzenleme, özellikle uygulamada karşılaşılan bir ihtiyaca cevap vermesi nedeni ile yararlı olacağı hukuki görüşündeyiz.
Yine aynı maddede, halihazırda OSB Uygulama Yönetmeliğinin 40.maddesinde yer alan ancak yönetmelik maddesi olduğu için sorun yaratabilecek olan; “OSB alanına dahil edilen yerlerde, OSB mevzuatına uygun hareket edeceğine dair taahhütleri verenler için kamulaştırma işlemlerinin yapılmayacağına” dair düzenleme de, özellikle düzenlemenin kanuna taşınmış olması nedeni ile son derece olumlu bir değişikliktir.
Buna karşın aynı maddede getirilen:
“gerçek şahısların da OSB kuruluşunda yer alabileceği” ne dair değişikliğin, kanunun genel gerekçesinde de genel kurulun sonlandırılmasına da dayanak yapılan, “OSB’lere kamusal kimlik kazandırma” gerekçesi ile de çelişen ve ileride OSB’lerin başka yönlere evrilmesine de neden olabilecek son derece sakıncalı bir durum olduğu hukuki görüşündeyiz.
“OSB’nin kurucusu olduğu ve katılma payının tamamını karşıladığı OSB’lerde, sonradan kurulan OSB’nin organlarının görevleri, kurucu OSB’nin organları tarafından yürütülür.” şeklindeki düzenlemenin de uygulamada sorunlar yaratabileceğinden, taslaktan çıkartılmasının yararlı olacağı hukuki görüşündeyiz.
b) Mevcut kanunun 5.maddesine dair taslak düzenleme:
Taslakta Kanunun 5.maddesindeki değişiklikler öz olarak önceki hali ile aynı olduğundan, buna genel hukuk mantığı ve kanunun sistematiği açısından bir diyeceğimiz bulunmamaktadır.
Ancak bu madde diğer bazı taslak değişiklikleriyle çelişmektedir; Örneğin; “OSB’lerin özel hukuk tüzel kişisi olduğu” taslakta da yer aldığı dikkate alındığında, özel hukuk tüzel kişisi olması nedeni ile bu durumun, hem kanunun 7. hem de geçici 19.maddesi ile getirilen değişiklikler ile öz olarak çelişeceği hukuki görüşündeyiz. Bir özel hukuk tüzel kişisinde, mülki amirlerin, üstelik sürekli bir şekilde görev yapmasının onların kamusal kimlikleri ile de çelişeceği, kamusal görev ve yetkilere sahip mülki amirlere huzur hakkı adı ile ek gelir sağlamaktan başka, OSB’lere ve sanayiciye bir yarar da sağlamayacağı görüşündeyiz.
c) Mevcut kanunun 11.maddesine dair taslak düzenleme:
Taslakla, kanunun 11.maddesinde değinilen “denetim kurulunda, bakanlıkça yetkilendirilen bir kişinin yer alacak olması“ da keza yine kanunun 5.maddesi ile çelişen bir durumdur. Kaldı ki bu tür bir düzenleme, “OSB’lerin kendi kendini denetlemekten de aciz olabileceği” gibi bir mantıktan kaynaklanmakla da, hukuken doğru bir düzenleme değildir.
d) Mevcut kanunun 12.maddesine dair taslak düzenleme:
Buna göre, “OSB’lerin bağış yapmasına ilişkin hususla, Bakanlıkça çıkartılacak yönetmelikte belirlenir.
OSB’ler yıllık brüt gelirlerinin % 1’ini KOSGEB, TÜBİTAK ve Kalkınma Ajansı destek programlarında kullanılmak üzere Bakanlığa aktarır.
OSB’lerin yatırım kararlarına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” şeklindeki düzenlemelerin, hem getirilen bu yeni mali yükler, hem de, bağışlarda alt-üst sınır kanunla belirlenmeden bu husus tamamen çıkarılacak yönetmeliğe yani bakanlık insiyatifine bırakıldığından, ileride OSB’lerin bütçesinden bakanlığın, dilediği miktar ve dilediği kişi ve kurumlara bağış yapması zorunlu hale gelebilecektir ki bunun ise, Kanunun 5. maddesindeki “özel hukuk tüzel kişisi olma” kimliğine aykırılık yanı sıra, genel ilkeler açısından da hukuki olmayacağı görüşündeyiz.
Buna karşın aynı maddeye, artık işlevsiz kalan iflas erteleme yerine “konkordatonun” eklenmiş olması ise, zaten hep dile getirdiğimiz, son derece yararlı ve yerinde bir düzenlemedir.
e) Mevcut kanunun 15.maddesine dair taslak düzenleme:
Bu değişiklik ile, pratikte zaten uygulanmayan, uygulanması da pek mümkün olmayıp piyasa koşulları ile de çelişmesine rağmen 7033 Sayılı Kanunla getirilen “tahsis bedelinin belirlenmesine” dair usulden vazgeçilmiş olmasının, olumlu bir değişiklik olduğu görüşündeyiz.
f) Mevcut kanunun 18.maddesine dair taslak düzenleme:
OSB’lerin artık üstyapılı veya yapısız arsa alımı, satımı ve kiralama yapması imkanının getirilmiş olması” ve uygulamada sorun yaratan “kiralamaya ilişkin sınırlamanın kaldırılmış olmasının” da önemli ve olumlu değişiklikler olduğu hukuki görüşündeyiz.
g) Mevcut kanunun 20.maddesine dair taslak düzenleme:
Buna göre hali hazırda yönetmelikte bulunan, “OSB’lerin şirket kurabilmesi ya da kurulu şirkete ortak olabilmesi” kanuna taşınmış olmakla, bunun hukuk tekniği açısından doğru bir değişiklik olduğu düşüncesindeyiz.
h) Mevcut kanunun 22.maddesine dair taslak düzenleme:
Taslak metinde kanunun 22.maddesinde ise, OSB’lerin özel hukuk tüzel kişiliği ile çelişen ve OSB yönetimlerini, bakanlık ile hiyerarşik bir ilişki içerisine sokar şekilde, idari para cezaları ile sürekli tedirgin edecek ve hukuki de olmayan bir durumla karşı karşıya bırakabilecek düzenlemeler içermektedir.
Aynı şekilde, “OSB’lerdeki tüm iş ve işlemlerin bakanlık çevrimiçi bilgi sistemi üzerinden yapılmasının şart koşulması”, OSB yönetimlerindeki insiyatif ve özerkliği ortadan kaldıran, OSB’leri daha ağır işleyen ve bürokratik yapılara dönüştüreceği gibi, bu haliyle kanunun 5.maddesi ile de çelişen bir duruma neden olacağından ve yasalaşmaması gerektiği hukuki görüşündeyiz.
i) Mevcut kanunun 23.maddesine dair taslak düzenleme:
Taslak metinde kanunun 23.maddesinde de, temel hukuk ilkeleri ile çelişen düzenlemeler yer almaktadır. Buna göre; “Bakanlıkça yapılan denetim sonucunda verilen talimatları mevzuata dayalı bir gerekçe olmadan yerine getirmeyen veya Bakanlık incelemesi sonucunda görevlerine devamı uygun görülmeyen organ üyelerinin ya da personelin görevlerine Bakanlık tarafından son verilebilir.” şeklindeki düzenlemenin genel hukuk ilkeleri ile çelişen bir düzenleme olduğu, bu nedenle taslaktan çıkartılmasının hukuken daha doğru olacağı görüşündeyiz.
OSB kanunu öz olarak; sanayicinin üretim yaparken karşılaştığı (yapı ve çalışma ruhsatı vb) bürokratik sorunlardan kurtarıp, doğrudan kendi kendilerini yöneten yapılar içinde tüm enerjisini üretim ve ticari faaliyetlerine vermesini amaçlarken, yeniden işin içine merkezi idarenin sokularak, bu tür bürokratik işlem ve süreçlerin çoğaltılması, bunlara uyulmaması halinde, OSB organ ve üyelerinin idari para cezası veya görevden alınma riski ile karşı karşıya bırakılmasına dair bu tür düzenlemelerin ne hukuki olduğu, ne de kamusal bir yarar sağlayacağı, aksine mevcut hukuki birikimi de yok eden zararlı uygulamalara neden olacağı hukuki görüşündeyiz.
j) Taslak metinle getirilen Geçici 18.maddeye dair düzenleme:
Daha önceki Geçici 15.madde ile paralel bir düzenleme olup, bir bakıma sanayiciye, yapı ve çalışma ruhsatı için ek süre verdiğinden olumlu bir düzenleme olduğu hukuki görüründeyiz.
k) Taslak metinle getirilen Geçici 19.maddeye dair düzenleme:
Bu maddenin, OSB kanununda yazılı bir organı, biçimde olmasa da özde ortadan kaldıran, bu yönüyle de OSB’ler konusunda oluşmuş tüm içtihatları da çöpe atan son derece hukuka aykırı bir düzenleme olduğu düşüncesindeyiz.
Zira bu taslak metne göre, genel kurula geçmiş OSB’ler 6 ay içerisinde olağanüstü genel kurul düzenleyerek, yeniden Müteşebbis Heyet aşamasına geçeceklerdir ki bunun, OSB’lerin tüm özerkliğini ortadan kaldıran, yapısını tamamen değiştiren, mülki idare amirlerinin emrine sokarak, katılımcı sanayicinin bağımsız karar alabilme imkanını elinden alan, daha da önemlisi, OSB’ler konusunda bugüne kadar oluşmuş içtihat ve uygulamaların çöpe atılmasına neden olabilecek son derece olumsuz ve zararlı bir düzenleme olduğu, bu nedenle de taslaktan en başta çıkartılması gerektiği düşüncesindeyiz.
Sonuç olarak; belirttiğimiz sınırlı sayıdaki düzenlemeler dışındaki diğer tüm düzenlemelerin son derece hukuka aykırı olduğu ve bu haliyle yasalaşması halinde, OSB’lerin gerçek kimliklerini ve kuruluş amaçlarını yitirip, kanunen özel hukuk tüzel kişileri oldukları halde, bakanlığa hiyerarşik bir ilişki ile bağlı olan, bu yönü ile de OSB’lerde faaliyet gösteren sanayicilerin kendilerini ilgilendiren konularda karar alma, yönetme haklarını tamamen yitirdiği, beklemediği ya da istemediği konularda bağış gibi mali yüklerle karşı karşıya gelebileceği yapılara dönüşebileceği hukuki görüşündeyiz. Bu nedenle de umarız ve dileriz, ilgili kişi ve kuruluşların gerekli duyarlılığı gösterip çaba sarf etmesi ile bu taslak metin yasalaşmaz.

0 comments on 27 Eylül 2021 tarihindeki Dünya gazetesindeki haberle birlikte öğrendiğimiz 4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununda değişiklik yapılacağına ilişkin taslak çalışma hakkındaki hukuki görüşlerimiz.