“ÜRETİM REFORM PAKETİ KANUN TASARISI” VE OSB MEVZUATINA ETKİLERİ HAKKINDA GÖRÜŞLERİMİZ
Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca, “Üretim Reform Paketi KanunTasarısı” adı altında bir çalışma yapılarak, görüşlerini almak üzere ilgili kurumlara ve OSB’lere gönderilmiştir. Konu OSB’ler olunca, bu konuda yoğunlaşmış bir hukukçu olarak tarafımca da bu kanun teklifi yakından incelenmiştir. Bakanlığın bu çalışması ile ilgili olarak yaptığım inceleme sonucu oluşan görüşlerimi siz Sanayi Gazetesi okurları ile de paylaşma gereği duydum. Herhangi bir önyargılı bakışa neden olmamak adına da Bakanlıkça yapılmış bu iyi niyetli çabayı eleştirmeyi değil, OSB mevzuatı ile yakından ilgilenen bir hukuk insanı olarak, sadece ve sadece hukuka ve OSB’lere katkı sunma amaç ve niyetini taşıdığımı da özellikle belirtmek isterim. Dolayısıyla, eleştirilerimiz bu çerçevede değerlendirilip, önerilerimiz bu çerçevede dikkate alınır ise gerçekten hem hukuka katkı hem de OSB’lerde her türlü sorunla boğuşup ayakta kalmaya ve ülke ekonomisine bir şeyler kazandırmaya çalışan, katılımcı-sanayicilere bir şeyler sunmuş oluruz diye düşünüyorum.
Önce Bakanlığın bu çalışması ile ilgili olumluluklardan söz edeyim:
Pek tabii ki Bakanlığın böyle bir çalışma yapıp, bunu ilgili kişi ve kurumların görüşlerine sunması, olması da gereken olumlu bir davranıştır. Yasadan bizzat etkilenecek kişi ve kurumların, konuyla ilgili görüşlerinin alınması, her hukuk devletinde olması gereken olumlu bir davranıştır. Keza “Üretim Reform Paketi Kanun Tasarısı Taslağı” başlığı da enerjik, sanayiciye umut vaat eden bir başlık. Yine taslakta, OSB’lerdeki 5 yıl ile sınırlı olan emlak muafiyetinin yüzde 75 oranında olmak üzere süresiz olması, organların görev süresinin (Türk Ticaret Kanunu’nda yazılı sürelerdeki gibi) 2 yıldan 3 yıla çıkartılması, üretimde bulunma ve işyeri açma ruhsatları yerine, yapı kullanma izni almış olmanın ve ½ oranının genel kurula geçme koşulları arasına sokulması, sanayi sicil belgesinin alınması halinde Hafta Tatili Kanunu’ndan istisna olumlu değişikliklerdir.
Ancak bu olumlu değişikliklerle birlikte, OSB mevzuatının yapı ve iskeletini bozan önemli olumsuz değişiklikler de bulunmaktadır bu taslakta. Öncelikle OSB kanununda, hukuk tekniği ve sistematiği açısından son derece önemli eksiklik ve yanlışlıklar varken, bunlarla hiç ilgilenilmeyip, aksine hiç gerekmeyen konularda düzenleme yapılmaya çalışılmasının doğru bir davranış olmadığını söylemeye gerek yok sanırım.
Bir kere sayın yetkililerin de kanunun genel yapısını ve sistematiğini gözetmeden rastgele bir kanun maddesini mevzuata sokmakla kanun yapılmayacağını, bunun vücuda eklenen yapay bir organ gibi, onun bütüncül ve ahenkli yapısını bozacağını bildiklerini düşünüyorum. Buna karşın yapılan bu çalışmada, OSB Kanunu’nun bu genel yapısı hiç dikkate alınmamıştır. Özellikle OSB Kanunu’nun 5. ve 25. maddelerinde dile getirilen “özel hukuk tüzel kişisi olma” özellikleri ve Anayasa Mahkemesi’nin bununla ilgili bazı iptal kararındaki ilkeler tamamen göz ardı edilmiştir.
İkinci olarak, “Bakanlığın talimatlarına uyma” gibi tamamen muğlak ve yine Anayasa Mahkemesi’nin çoğu iptal kararında değindiği, Anayasa’nın 2. maddesindeki “hukuk devleti olma” ilkesi ile çelişen bir kavrama yer verilmekle, mevzuatın daha da içinden çıkılmaz hale gelmesine zemin hazırlanacaktır. Zira sunulan bu taslakta OSB organlarının Bakanlık tarafından verilecek talimatlara uymama halinde görevden alınacağı belirtilmiştir ki bu, neresinden bakarsanız bakın, hukuka aykırı bir düzenlemedir. Hem OSB’lerin özel hukuk tüzel kişiliğinden söz edip, organlarını seçimle oluşturmak hem de bunları tamamen muğlak bir kavram olan “talimatlara uymuyor” diye görevden almak, hiçbir hukuk devletinde olmaması gereken bir uygulamadır.
Tasarıdaki üçüncü önemli yanlış ise; “SAGYAŞ” adı altında yeni bir özel hukuk tüzel kişisinin OSB mevzuatına sokulması bir yana, bu özel hukuk tüzel kişisine yapı kullanma izni ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmayan taşınmazları dahi satın alma ayrıcalığının verilmesidir. Hiçbir katılımcıya, yapı kullanma izni ve çalışma ruhsatı almadan taşınmazını satma ya da böyle bir taşınmazı satın alma izni verilmezken, bu kuruma OSB katılımcısı olma ve koşulları taşımasa dahi dilediği taşınmazı satın alma ayrıcalığın verilmesi, Anayasa’nın eşitlik ilkesi ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un, 2-4-6. maddeleri ve diğer temel hukuk kurallarına aykırıdır. Kaldı ki böyle bir yapı, henüz yeni yeni oturmaya, içtihatlarla bir düzene kavuşmaya başlayan OSB mevzuatına yeniden bir karmaşıklık, içinden çıkılmaz bir hal getirecektir.
Bu tasarıda OSBÜK’e üyeliğin zorunlu hale getirilmesi, aidatlarının OSB bütçesinden karşılanması ise ayrı bir sorun olacaktır. OSB bütçesinden karşılanacak olan OSBÜK maliyetlerinin, sanayici katılımcıya bir şekilde olumsuz olarak yansıyacağı, bunun ise emlak vergisi ile sağlanmak istenen avantajı anlamsızlaştıracağı açıktır. Ayrıca OSBÜK’e verilmek istenen görevin, zaten Bakanlığın ilgili birimlerince yerine getirildiği de göz önüne alındığında, buna rağmen böyle bir yapıya yer verilmesinin, ne sanayi ne de üretime bir faydası olacaktır. Zira Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın kuruluş kanunu olan 635 Sayılı KHK’nin 6. maddesinde sayılı birimlerin zaten yerine getirdiği ya da getirmek zorunda olduğu bir görevi, ayrıca böyle bir kuruma vermenin karışıklıktan başka hiçbir yararı olmayacaktır.
Sonuç olarak, OSB ve sanayicilerin her türlü hukuki sorunuyla içli dışlı bir hukuk insanı olarak, umarım ve dilerim ki sesimiz yetkilerce de duyulur ve gerçekten sanayici, OSB’lerin çıkarı ve artık durmadan günübirlik değişikliklerle yorgun bırakılan OSB mevzuatının iyiliği düşünülerek, bu tasarı bu haliyle yasalaşmaz…
Sanayi Gazetesi

0 comments on “ÜRETİM REFORM PAKETİ KANUN TASARISI” VE OSB MEVZUATINA ETKİLERİ HAKKINDA GÖRÜŞLERİMİZ