OSB’LERDE İSKAN, İLİŞİKSİZLİK BELGESİ VE ETİK HAKKINDA KISA BİR YAZI
Öncelikle, bu gazetede benim gibi zaman zaman, emek verip hukuki görüşlerini paylaşan değerli bir meslektaşımın, 11 Eylül 2017 tarihli yazısında, biraz da şahsımı eleştirmek suretiyle de olsa yeniden, “yapı kullanma izni ve ilişkisizlik belgesi” konusuna değinmesini, doğruyu bulma çabasına katkı açısından çok yararlı bulduğumu belirtmek isterim… Bu yolla, OSB’lerde yapılan bir yanlış üzerinde, en başta biz hukukçuların yeniden düşünme fırsatı bulması açısından da bunun yararlı olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda eğer doğru olana varılacaksa varsın şahsım eleştirilsin, ne çıkar ki bundan! Sadece gerçeğin ve doğrunun önünde eğilirim diyen benliğim bundan hiçte rahatsız olmaz… Aksine mutlu da olur. Çünkü aslolan gerçektir ve gerçeğe hizmet eden her şeye ve her kişiye saygı duymak da insani bir duruştur diye düşünüyorum. Ama keşke, bu görüşler salt hukuki bir tartışma ekseninde olsaydı da “etik” gibi duyarlı olduğum bir konuya hiç değinilmeseydi diye kendimce içlendiğimi de söylemeliyim.
…Neyse bu yazının asıl konusu şudur:
OSB’lerde, (çoğu OSB’de diyeyim) katılımcı; SGK dan “bir borç yoktur” yazısı getirmeden, iskan (yapı kullanma izin) belgesi verilmediği bir gerçektir.
Nitekim değerli meslektaşım da aynı görüşü destekler mahiyette olarak: 07.04.2017 tarihli yazısında aynen şöyle yazmıştır: “5510 ve 3194 Sayılı kanunların yukarıda verilen hükümleri gereğince, OSB’ler yapı kullanma izin belgesi vermeden önce, ilgililerden, (yapı sahibi ve yüklenici ayrımı dahi yapmaksızın) yapılan inşaat dolayısıyla SGK’ya borçlarının bulunmadığına dair SGK tarafından düzenlenmiş bir belge getirilmesini istemek zorundadır. Bu belge gelmeden yapı kullanma izin belgesi düzenlenemez.”
Meslektaşımın bu yazısı üzerine, uzundur yanlışlığını savunduğum bu genel uygulamaya dair olarak gazetemizin; 08-14 Mayıs 2017 tarih ve 365. sayısında; iskan için yapı sahibinden, ilişiksizlik ya da herhangi bir borç yoktur belgesi istenmesinin, getirilmemesi halinde de yapı kullanma izni belgesi düzenlenmemesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle de meslektaşımın hukuki görüşüne katılmadığımı, hem genel hukuk ilkeleri ışığında hem de özellikle Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nin 64/A maddesi olmak üzere ilgili kanun maddeleri dayanak alınmak suretiyle açıklamaya çalışmıştım.
Bu yazım üzerine meslektaşım, gazetenin 11-17 Eylül 2017 tarih ve 381 sayısındaki yazısında: İmar Yönetmeliği’nin 64/A maddesinde, ilişiksizlik belgesi istenmeyeceğine dair bir durumun olmadığını belirtip, yanlış görüş ileri sürmemle birlikte, etik de davranmadığımı yazmıştır.
Hukuki konuya tekrar değinmeden önce; daha önceki yazımda yanlış veya doğru ama samimiyetle inandığım bir hukuki görüşü savunduğumu, asla ve asla meslektaşımın kişiliğine yönelik en ufak bir söz veya imanın dahi bulunmadığını, bunun zaten yazım okunduğunda da açıkça görüleceğini belirtmek isterim. Zaten, istenirse gazetenin web sayfasında rahatlıkla okunabilecek bu yazımda da bu husus açık bir şekilde görülmektedir. Bu nedenle, şahsıma yönelik sözlerine cevap vermeden doğrudan üzerinde tartışılan hukuki konuya değineceğim.
Değerli meslektaşımın “Yönetmeliğin 64A maddesinde, ilişiksizlik belgesi istenmeyeceğine dair bir durum bulunmamaktadır” dediği için, sadece bu maddenin ilgili kısmını aynen aşağıda sunuyorum.
Yapı kullanma izinlerinde başvuru sahibinden bilgi ve belge istenmesine ilişkin esaslar MADDE 64/A – (Ek:RG-3/4/2012-28253) Yapı kullanma izinlerine ilişkin başvurularda, başvuru sahibinin dilekçesi veya idare tarafından hazırlanmış matbu form ile yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğine ilişkin fenni mesul veya yapı denetim kuruluşu raporları dışında herhangi bir belge istenmez.
…Yapı kullanma izni vermeye yetkili idarece, başvuru sahibinden; kullanılan malzemenin irsaliye ve faturası, doğalgaz uygunluk belgesi, yangın güvenlik (itfaiye) raporu, sığınak raporu, emlak alım vergisi ilişik kesme belgesi, yapı denetim kuruluşu tarafından gerçekleştirilen temel, toprak ve ısı yalıtım vizeleri başta olmak üzere herhangi bir vize işlemi için ilgili idarece hazırlanacak onay belgesi, çevre düzenine ilişkin yazı, işgaliye borcu olmadığına ilişkin yazı, vergi dairelerin den vergi borcu olmadığına ilişkin belge, belediye tarafından alınan vergi ve harçların makbuzları ve buna benzer belgeler istenmez.
Madde metninden, yapı sahibinden, fennen gerekli olanlar (onaylı projeler gibi) dışında, herhangi bir belgenin istenmeyeceği tereddüde yer vermeyecek bir şekilde açık bir şekilde yazılıdır. Dolayısıyla meslektaşım; “borç yoktur yazısı istenmez” diyen 64/A maddesinde açıkça yazılı olduğu halde, “bu maddede, 5510 sayılı kanunun 90. maddesine atıf yaparak ilişiksizlik belgesi istenmez diye bir şey olmadığını” söylemesi, madde metninin tamamen yanlış yorumlanmasından kaynaklanmak tadır. Burada hukuki yorum şekillerine değinmeyeceğim, ancak özellikle cümlenin sonunda, bazıları tahdidi olarak sayıldıktan sonra “ve buna benzer belgeler” denilmesi, maddenin bütünlüğü ve amacı da gözetildiğinde, her türlü borç yazısını içerdiği açıkça anlaşılmaktadır.
Meslektaşımın ilk yazısında değindiğinin aksine; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 28. maddesinin 10. fıkrasında da aynı şekilde iskan için, yapı sahibinden borç yoktur yazınının istenmeden yapı kullanma izin belgesinin düzenleneceği, dolaylı olarak yazılıdır. Madde metni dikkatlice okunduğunda bu husus da açıkça görülecektir. Kaldı ki meslektaşımın mantığı ile yani: “64/A maddesinde 5510 sayılı kanunun 90. maddesine atıf yapılmadığından bu durumu kapsamaz” demesinden hareket edersek, o zaman da şunu söylemek gerekir: 5510 sayılı kanunun 90. maddesinde de, “…valilik, belediyeler il özel idareleri ve ruhsat vermeye yetkili diğer merciler” derken OSB’leri de belirtmediğinden, bu kanun maddesi OSB’leri kapsamaz. Ama öyle değil, zira valilik ve belediyeler tahdidi olarak sayıldıktan sonra “…ve ruhsat vermeye yetkili diğer merciler” denilmiş olmakla OSB’leri de kapsayacağı sonucuna varmak mümkündür. Yani aynen 64/A maddesini yorumlarkenki gibi.
(5510 Sayılı Kanunun 90. Maddesinin de eksik hatta yanlış yorumlandığı, bu maddede ilişkisizlik belgesi gelmeden iskan verilmeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığı da üzerinde tartışılması gereken kapsamlı bir konu olup, şimdilik sadece bir başka yazıda bu maddeyi de daha kapsamlı ele almak dileğiyle, demekle yetineyim)
Dolayısıyla meslektaşım, hem 3194 sayılı kanunun 28/10 fıkrasını, hem de yukarıda belirttiğim 64/A maddesini hukuki açıdan yanlış yorumladığından farklı bir hukuki sonuca varmıştır.
Sonuç olarak, meslektaşımın görüşünün aksine, yukarıda kısmen sunduğum ilgili kanun ve yönetmelik maddelerinde de açıkça da görüldüğü gibi iskan için; yapı sahibinden herhangi bir borç yoktur belgesi (ilişiksizlik belgesi) istenemeyecektir. Ya da istense dahi, SGK’dan alınıp getirilmemesi, tek başına iskan belgesi düzenlenmesine yasal bir engel oluşturmayacaktır.
…Hal böyleyken, hukuki görüşümün yanlışlığını yasal dayanakları ile dile getirmek yerine, salt farklı görüşüm nedeni ile “etik dışı davrandığımın” dile getirilmesinin doğru olmadığı düşüncesin deyim. Ayrıca meslektaşımın, hakkımdaki, “sanayiciye hoş görünmek” gibi sözleri ile şahsımı incitse de bu sözlerine, hukuksal gerçeklerin dile getirilmeye çalışıldığı bir gazete sayfasını, amacından sapıp, salt kişiliklerin üstünlük savaşı yerine dönüştürme sığlığına düşürmemek adına cevap verme gereği duymuyorum. Ayrıca şunu da içtenlikle söyleyeyim ki eğer o yazımda, hukuki görüşüm dışında, istemeden ya da farkına varmadan, değerli meslektaşımın kişiliğine yönelik herhangi bir söz veya ima dahi olsaydı, hiç çekinmeden buradan kendisinden özür de dilerdim. Ve şunu da böbürlenmeden, kahramanlık edasına bürünmeden, çocukça bir saflıkla söylemek isterim ki ömrümce hiç kimseye şirin görünme kaygım olmadı ve sadece gerçeğin karşısında eğilirim.
Sanayi Gazetesi

0 comments on OSB’LERDE İSKAN, İLİŞİKSİZLİK BELGESİ VE ETİK HAKKINDA KISA BİR YAZI