01.07.2017 TARİHİNDE RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANAN 7033 SAYILI KANUNLA, OSB KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER HAKKINDA BAZI DEĞERLENDİRMELER
Hepimizin de bildiği gibi, daha önce “Üretim Reform Paketi Kanun Tasarısı” olarak adlandırılan ve çeşitli kanunlarda değişiklikler içeren kanun tasarısı, Meclis’ten de geçerek 01.07.2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 7033 Sayılı Kanun olarak adlandırılan bu kanunla, özellikle OSB Kanunu’nda da bazı değişiklikler yapılmıştır. Çoğu maddesi, 01.07.2017 tarihinde yürürlüğe giren bu torba kanunun OSB’lere ilişkin kısmı hakkında, iş adamı, hukukçular da dahil olmak üzere çeşitli kesimlerce olumlu değerlendirmeler yapılmıştır. Ancak objektif olmayan, genel hukuk ilkeleri ve kanun yapma tekniğinden de uzak olan bu değerlendirmelere katılmamakla birlikte, araya giren adli tatil ve iş yoğunluğundan dolayı bu ana değin bu değişikliklere dair hukuki görüşümüzü paylaşma olanağı bulamadık.
Bu kanunla, beklentilerin sağlandığı yönündeki olumlu görüşlerin aksine; yeni düzenlemelerin daha çıktığı andan itibaren eskidiği ve yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu, beklentileri de karşılamaktan da çok uzak olduğu, tüm bunların da ötesinde ise bu yeni düzenlemelerle, kanunun bütünlüğü ve sistematiğinin hiçe sayıldığı, hatta temel hukuk ilkelerinin dahi göz ardı edildiğini söylemek mümkündür.
En başta söylemek zorunda olduğumuz bu genel değerlendirmeyi, tamamen objektif ve samimi bir hukukçu kimliği ile yaptığımızı da özellikle belirtmekte isterim. Sonraki yazılarımızda, yanlışlara daha somut olarak ve gerekçeleri ile birlikte değindiğimizde de zaten maksadımızın, salt eleştirmek olmadığı, samimi duygularla da başlamış olsa, bu düzenlemelerdeki eksiklileri ve hukuki yanlışları dile getirmek olduğu da açıkça görülecektir diye düşünüyorum. Zira bir hukuk insani olarak bizi ilgilendiren, kimin yaptığı söylediği değil, salt gerçeğin ve somut durumun ta kendisidir. Diğer bir deyişle de bakışımızı oluşturan temel unsur: Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay kararlarından çıkardığımız hukukun temel ilkeleri ve içtihatlar ile bunca mesleki yaşamımızda edindiğimiz hukuk kültürüdür.
Ayrıca böyle bir temellendirme ile yazıya başlamanın hoş olmadığını da biliyorum. Yine de olası bir önyargıya izin vermemek anlamında, böyle bir açıklamayı yapma gereği duyduk. Buna rağmen, eleştirilerimize farklı bakılması ise tamamen o kişileri ilgilendiren bir durum olduğunu ve bunun bizim bakış açımız ve niyetimizle bir ilgisi olmayacağını da belirtmek isterim.
…Evet bu kanun bir torba kanundur ve her torba kanununda olan eksiklikler, doğal olarak bu kanunda da kendisini göstermektedir. Torba kanun olması ise, bizim subjektif bir değerlendirmemiz değil; kanunun genel sistematiği ve bütünlüğü, hatta diğer kanunlarla olan ilişkisi yeterince dikkate alınmadan, salt önceden belirlenmiş amaç doğrultusunda bazı maddelerde değişiklik yapılmasından kaynaklanmaktadır ki tam da böyle bir somut durum söz konusudur.
Bu hal, biraz da kişinin genel durumu, yaşı, kültürü, işi, sosyal çevresi vb. unsurlar dikkate alınmadan dikilen elbise gibidir. Oysa ipekten de olsa, bahsini ettiğimiz diğer özellikleri dikkate almayan bir giysi, kişiyi gülünç de kılabilir. Aynı durum, vücudun genel hali, kan değerleri ve diğer verileri gözetilmeden verilen ilacın yarar yerine zarar vermesinde de söz konusudur.
Bu bakış açısını konumuza indirgeyecek olursak;
OSB kanunun genel yapısı, hangi noktada kamu hukuku, hangi noktada özel hukuka yaklaştığı dikkate alınmadan yapılacak değişikliklerin de aynı şekilde yarar yerine zarar vereceği ve yargısal süreçte çözülmez sorunlara neden olacağıdır. Ancak, özellikle bu anlamda, kanunun düzenlenmesinde gerekli hassasiyet hiç gösterilmemiştir.
Buna çok kısa bir örnek verecek olursak: Kanunun 17. maddesinin şimdiki halinde kaldırılmış da olsa, bölge müdürü dahil, tüm OSB çalışanlarının 4857 Sayılı İş Kanunu’na tabi olduğu açıktır. Hal böyleyken, OSB kanunun 23. maddesine konulan yeni düzenleme ile OSB personelinin, Bakanlık tarafından görevden uzaklaştırılabileceği belirtilmiştir ki bu düzenleme, yukarıda da değinmeye çalıştığımız gibi kanunun genel yapısı ve sistematiğine aykırı ve o yapıyı bozan bir düzenlemedir. OSB kanunun 5. maddesinde, bir özel hukuk tüzel kişiliği olduğu açıkça belirtilen OSB tarafından işe alınıp hizmet akdi ile çalıştırılan bir kişinin, Bakanlıkça görevden alınması hukuken mümkün olmadığı ya da temel ilkelere aykırı olduğu halde böyle bir düzenleme yapılmıştır.
Hizmet akdi ile çalışan bir kişiyi ancak işvereni yani hizmet akdinin tarafı olan OSB, yasal haklarını da vermek suretiyle işten alabilecekken ve tamamen orda bir özel hukuk ilişkisi varken, kamu hukuku ilişkisi yaratılıp, OSB Kanunu’nun temel yapısı ile çelişkiye neden olunmuştur. Ayrıca, bakanlıkça işten alınacak bir OSB personelinin, iş mahkemesinde açacağı dava sonucu elde edeceği mali hakların sorumlusu da tamamen OSB olacaktır.
Sonuç olarak: 7033 Sayılı kanunla OSB Kanunu’na getirilen yeni düzenlemeler; hukuk sistematiği ve tekniği yanı sıra, diğer kanunlarla olan ilişki itibari ile de sorunlu olup, çok sayıda yanlışlar içermektedir ki en başta bu genel yapısı ile OSB’lere bir katkı sunamayacağı, aksine, OSB yönetimlerine yönelik yersiz müdahaleler nedeni ile zarar vereceği düşüncesindeyiz. Diğer yandan, bu geneldeki yanlışlar yanı sıra, madde bazında da ilk anda muafiyet ve avantaj gibi görünse de aslında ne OSB ne de OSB katılımcılarına bir katkısı olmayan düzenlemeler içermektedir ki bunlara da sonraki yazılarımızda sırasıyla değineceğiz.
Sanayi Gazetesi

0 comments on 01.07.2017 TARİHİNDE RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANAN 7033 SAYILI KANUNLA, OSB KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER HAKKINDA BAZI DEĞERLENDİRMELER