BAKANLIĞIN OSB’LER KONUSUNDAKİ YANLIŞ UYGULAMALARI
Bundan önceki yazılarımızda, OSB yönetimlerinin yanlış uygulamalarından söz etmiştik. Bu yazımızda buna kısa bir ara verip, OSB’leri denetim yetkisi olan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile ilgili genel bir yanlışa değinmek istiyoruz.
Son yazımızda OSB’lerin kanunda olmayan bir yetkiyi kullanarak katılımcılara, adı çevre cezası olmasa da bu içerikte ceza veya ödemeler çıkardığını, oysa amaç çevreyi korumak da olsa, böyle bir işlemin hukuka aykırı olduğuna değinmiştik. Nitekim Anayasa Mahkemesi de, bakanlığın kuruluş yasası olan 635 Sayılı KHK’nin iptali ile ilgili olarak açılan davada, bu görüşlerimizi destekler içerikli genel ilkelere değinmiştir.
“Anayasanın 6’ncı maddesinde, hiçbir kimse veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisini kullanamayacağı; 7’nci maddesinde, yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu; 8’inci maddesinde, yürütme yetkisi ve görevinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılacağı; 123’üncü maddesinde ise, idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği kurala bağlanmıştır. (Anayasa Mahkemesi 2011/84 E 2012/ 151 S kararında)
Gerek Anayasa Mahkemesi’nin bu kararında gerekse önceki yazılarımızda değindiğimiz ilke, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın OSB’lerle ilgili uygulamaları için de aynen geçerli olup bu ilkelere aykırılık halinde, bakanlığın da hukuka aykırı davrandığı anlamına gelecektir.
Şöyle ki: Bakanlık müfettişlerince OSB’lerde yapılan denetim sonuçlarında çoğunlukla; “katılımcı olan… kişisi hakkında sebepsiz zenginleşme, katılımcı olan… kişisi hakkında tapu iptali davası açılmalıdır, yapının ruhsatlandırılması için OSB yönetimi talimatlandırılmalıdır…” şeklinde, yerindelik denetimi içerikli raporlar düzenlenmektedir ki bu yaklaşım ve ifadelerin, hukuka aykırı olduğu düşüncesindeyim.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi, istisnasız her resmi ve özel kurumun işleyişi kanunla düzenlenmiştir. Kanunla açıkça verilmeyen bir yetkiyi hiç bir resmi veya özel kurum veya kişi kullanamaz. Kanunla verilmeyen bir yetkinin uzun süre kullanılması da, o eylemi hukuka uygun hale getirmez.
Bu çerçevede tarafların hukuki durumuna baktığımızda: OSB Kanunu’nun 5. maddesinde, OSB’lerin bir özel hukuk tüzel kişisi olduğu, 23.maddesinde ise, bakanlığın, OSB’ler konusundaki hesap ve işlemleri ile ilgili olarak, denetimle sınırlı yetkisinden söz edilmiştir. Başka bir deyişle ilgili mevzuatta; bakanlık ile OSB’ler arasında hiyerarşik bir ilişkiye yer verilmediği açıkça görülmektedir. Bakanlığın kuruluş ve yetkileri 635 S KHK ile belirlenmiştir.
“Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Yönetmeliği” hükümlerinde ise müfettişlerin; denetim ve suç teşkil eden hukuka aykırılıklar var ise bunu ilgili mercilere bildirmekle sınırlı yetkilerinden söz edilmekte ve yönetmeliğin, 12/2-a maddesinde ise müfettişlerin, denetledikleri kuruluşların icra ile ilgili işlerine karışmayacağı açıkça belirtilmektedir.
Anayasa mahkemesinin yukarıda kısaca değindiğimiz kararındaki ilke ve kısaca belirttiğimiz bu mevzuat çerçevesinde olaya bakıldığında, bakanlık ve müfettişlerince; “ sebepsiz zenginleşme ve tapu iptali davası açılması için OSB yönetimin talimatlandırılması vb. “ içerikli raporların hukuka aykırı olduğunu söylemek mümkündür. Zira bakanlığın, bir özel hukuk tüzel kişisi olan OSB’ler üzerinde yerindelik denetimi yapamayacağı gibi, kanunda kendisine verilmiş buna dair bir yetki de zaten bulunmamaktadır. Yüksek yargının dahi idare üzerinde yerindelik denetimi yapamayacağı, yargılamanın, hukuka aykırılıkların tespiti ile sınırlı olduğu da gözetildiğinde, idarenin bir özel hukuk tüzel kişisi yerine geçerek, ”şu davaları açacaksın” diyerek talimatlar vermesi ve yerindelik denetimi yapması, kanunla verilmeyen bir yetkinin kullanılması, bir başka deyişle de hukuka aykırı bir davranması anlamına gelecektir. Hatta özel hukuk tüzel kişisi olan OSB’lerin, merkezi idare olan bakanlıkla hiyerarşik bir ilişki içindeymiş gibi, bu talimatlara uyularak, katılımcılara karşı, kaybedilmesi belki de kaçınılmaz olan sebepsiz zenginleşme veya tapu iptali davalarının açılması halinde, OSB’lerin uğrayacağı maddi zararları göz önüne aldığımızda, bunun sorumlusunun “talimatlandırılmalıdır” şeklinde denetim raporları düzenleyen müfettişler ve bakanlık olacağı kanısındayım.
Bu nedenle, bakanlık denetim elamanlarının da, Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda belirttiğimiz kararında belirtilen ilkeler ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Yönetmelik hükümlerine uygun davranması, yerindelik denetimi yapmaktan kaçınıp, asıl olarak, OSB’lerdeki olası yolsuzluk ve suç teşkil eden hukuka aykırılıklarla ilgilenip bunları rapor etmelerinin daha doğru ve hukuka uygun olacağı düşüncesindeyiz.
http://www.sanayigazetesi.com.tr/bakanligin-osbler-konusundaki-yanlis-uygulamalari-makale,853.html
Sanayi Gazetesi

0 comments on BAKANLIĞIN OSB’LER KONUSUNDAKİ YANLIŞ UYGULAMALARI