OSB’ler, kamulaştırma yetkisi ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı
Merhaba, değerli Sanayi Gazetesi okuyucuları!
Bundan sonra, her hafta, mesleğim olması itibari ile ayrı bir hukuki sorunu bu köşede sizlerle paylaşacağız. Tabiki özellikle, ilgi alanım olmasından dolayı da bu paylaşım ağırlıkta, OSB Kanunu ve OSB’lerdeki hukuki sorunlar olacaktır. Bu anlamda yazılarımız, hukukçu olan okuyucularımızla, hukuka katkı sağlayan hukuki bir paylaşıma dönüşür, hukukçu olmayan , ancak OSB’lerde görev alan bölge müdürleri , yönetim kurulları veya diğer çalışanlarına ise bir şekilde de olsa bir katkı sağlar ise kendimizi mutlu sayacağız.
Bu hafta , Sayın Bilim ve Teknoloji Bakanımızın, Kocaeli’nde çok sayıda OSB’nin de katılımı ile gerçekleşen toplantı da kısa da olsa gündeme gelen ancak çok önemli olan OSB’lerde kamulaştırma yetkisi ve OSB’lere kamu tüzel kişiliği sıfatı verilmesinden söz etmek istiyoruz.
Bilindiği üzere, 04.07.2012 tarihli 6353 Sayılı Kanunun 20. maddesi ile; OSB kanunun 5.madde sinde tanımı yapılan “özel hukuk tüzel kişiliği” sıfatı ile çelişecek şekilde, OSB’lere, doğrudan kamulaştırma yapma yetkisi verilmiş, aynı yasanın 21. maddesi ile eklenen geçici 11.maddesi ile de buna ilişkin işlemlerin “geçmişe etkili olarak da gerçekleşebileceği” belirtilmiştir.
Ancak Anayasa Mahkemesi, 31.10.2013 tarih ve 2013/ 49 E 2013/125 sayılı kararı ile, OSB’lere doğrudan verilen ve özel hukuk tüzel kişiliği ile de çelişen, “doğrudan kamulaştırma yetkisi ve kanunun geçmişe etkili olmasına “ dair bu maddeleri iptal etmiştir.
Anayasa Mahkemesinin verdiği bu karar, OSB’lerin hukuki niteliği dikkate alındığında son derece doğru ve yerindedir. Hem konunun hukuki açıdan irdelenmesi hem de genel bir hukuki bakış oluşması anlamında konuya kısaca değinecek olur isek : 04.07.2012 tarih ve 6353 sayılı yasanın 20.maddesi ile OSB yasanının 5.maddesine”… kamulaştırma yapabilen…” cümlesi eklenmiştir.
Konunun Danıştay 6.Dairesince Anayasa Mahkemesine taşınması üzerine Yüksek Mahkeme : Anayasanın 6.maddesinde belirtildiği gibi, hiç kimsenin, kaynağını Anayasadan almadığı bir yetkiyi kullanamayacağı , 35.maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bunun ancak kamu yararı gerektiğinde ve kanunla sınırlanabileceği , 46.maddesin de ise, sadece devlet ve kamu tüzel kişilerinin bedellerini peşin ödemek suretiyle kamulaştırma yapabileceği, OSB’lerin ise ,OSB yasasının 5.maddesinde özel hukuk tüzel kişiliği olduğunun açıkça belirtildiği, bu nedenle de OSB’lerin doğrudan kamulaştırma yapma yetkisini kullanamayacağından bahsi edilen madde ile eklenen “…yapabilen veya…” sözcüklerinin iptaline” karar vermiştir.
Dolayısıyla bu iptalle birlikte OSB’ler, 6353 sayılı yasa ile getirilen dogrudan kamulaştırma yapma yetkisini artık kullanamayacaklardır. (Doğal olarak, yetkili kamu kurumlarının alacağı kararla, OSB’ler lehine kamulaştırma yapılabilecektir.) Bu nedenle iptal edilen, sadece 6353 sayılı yasanın 20.maddesi ile eklenen bu kelimler olduğundan, OSB yasasının bu yasadan önceki 5.maddesi aynen devam etmektedir.
Yüksek mahkemenin aynı kararla iptal ettiği diğer bir husus ise; yine temel hukuk kurallarından olan, “kanunun geriye etkili olamayacağı” kuralının ihlali niteliğindeki aynı yasanın 21.maddesidir. Bu madde ile, OSB yasasının 5.maddesindeki yetkilerin önceye de uygulanacağı yönündeki kural , Anayasanın 2.maddesinde belirtilen ve “ hukuk normlarının öngörülebilir olması ,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyması” anlamına gelen “Hukuk Güvenliği” ilkesi ile çeliştiği gerekçesi ile yüksek mahkemece iptal edilmiştir ki bu da, tüm çağdaş hukuk toplumların da olması gereken bir durumdur.
Sonuç olarak, OSB’ler artık doğrudan kamulaştırma yapamayacak ancak yasa ile yetkilendirilen kamu kurumu niteliğindeki kurumlar aracılığı ile yasanın 5.maddesiyle de belirtilen şekilde bu yetkiyi kullanmaya devam edebilecektir.
Bu konuyla doğrudan bağlantısı olması nedeni ile, üzerinde tartışılacak bir husus da, katılma fırsatı bulduğum çoğu etkinlik ve konuşmalarda dile getirilen : “OSB’lere kamu kurumu niteliği verilerek kamulaştırma sorunun çözümlenmesi “ konusundadır. Bu toplantı ve etkinliklerde OSB’lere ; sadece bir yasa maddesi ile kamu kurumu niteliği kazandırmakla çok şeyin çözümleneceği dile getirilmekte ise de, bunun, hukuk tekniği ve hukuk bütünlüğü ile çelişeceği ve beraberinde çok sayıda soruna neden olacağı düşüncesindeyim.
Zira böyle bir durumda, salt kamulaştırma yapma yetkisini kullanması için verilecek bir “kamu tüzel kişiliği” sıfatı, beraberinde, OSB’nin işleyişi, organlarının yapısı vb. hususlarda uygulanacak hukukun, 2577 Sayılı İdari Yargılama Hukuku mu yoksa OSB yasasının 25.maddesi ile de belirtilen TTK’nın mı olacağı konularında son derece önemli ve içinden çıkılmaz karışıklıklara neden olacaktır. Çünkü, OSB’lerin kamu tüzel kişiliği olması halinde, işlemlerine karşı uygulanacak hukukun, özel hukuk değil, idari yargılama hukuku olacağı, bunun da birlikte çok sayıda soruna neden olacağı açıktır. Bu nedenle, salt kamulaştırma yetkisi sağlamak maksadı ile yapılacak böyle bir düzenlemenin, ilk anda kulağa hoş da gelse, genel hukuk bütünlüğü ve tekniği açısından doğru olmayacağı, bunun çok sayıda başka sorunlara neden olacağı inancındayım.
Eğer mevcut düzenleme ile OSB’lerde kamulaştırma yapmanın pratikte çok zor olacağı düşünülüyor ise , OSB’lere değil de, bir üst kuruluş olan OSBÜK’e bu niteliğin verilip kamulaştırmaların da bu kuruluş aracılığı yapılması daha doğu olacaktır. 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Borsalar Kanunun 4. ve 80.maddeleri de göz önüne alındığında, bu çözümün daha uygun olacağı ve ilgili kişilerin de bu yönde bir çalışma yapması gerektiği düşüncesindeyim. Haftaya yeni bir konu ile karşınızda olma dileğiyle… Hepinize sevgilerimle…
Sanayi Gazetesi

0 comments on OSB’ler, kamulaştırma yetkisi ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı